Ana içeriğe atla

Göktürk Kadıoğlu

Orta Doğu’da kartlar bir kez daha karılıyor, ancak bu sefer hamleler beklenenden çok daha hızlı ve keskin şekilleniyor. Yıllardır süregelen “vekâletler çağı” kapanırken, bölge ulus-devletlerin egemenlik alanlarını yeniden tesis ettiği sert bir restorasyon sürecine giriyor. ABD’nin Irak’taki askeri varlığını kademeli olarak sonlandırma kararı, sadece bir birlik kaydırma hamlesi değil; Irak’ın son yirmi yılına damga vuran siyasi mimarinin de tamamen çöküşü anlamına geliyor.

Bu yeni denklemde en çok göze çarpan ve tartışılan başlık ise şüphesiz Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) geleceği. Erbil’de Barzani, Süleymaniye’de ise Talabani ailesinin vesayetinde şekillenen özerk yapılar, Washington’ın bölgeden çekilme stratejisiyle birlikte en büyük koruyucu kalkanını kaybetmiş durumda.

Suriye Modeli ve Irak’ın Üniter Geleceği

Suriye’de yaşanan merkezi otoritenin alan hakimiyeti kurma hamleleri, Şam’ın adım adım kontrolü ele almasıyla sonuçlanırken, benzer bir rüzgarın Bağdat’tan esmesi kaçınılmaz. Irak federalizmi, 2003 sonrası ABD müdahalesinin ürettiği parçalı ve kırılgan bir modeldi. Ancak gelinen noktada Bağdat yönetimi; zengin petrol kaynakları, gümrük kapıları ve güvenlik mimarisi üzerindeki tam denetimini geri almakta kararlı.

Irak Anayasası’nın sunduğu geniş özerklik imkanları, yıllardır Bağdat ile Erbil arasında kronik bir gerilim kaynağıydı. Bugün ise bölgesel yönetimin kendi içinde yaşadığı derin siyasi bölünmeler, ekonomik krizler ve iç çekişmeler, bu özerk yapının sürdürülebilirliğini zaten kendi içinden dinamitliyor. ABD’nin sağladığı diplomatik ve askeri şemsiye çekildiğinde, Erbil ve Süleymaniye’nin Bağdat’ın üniter baskısına karşı direnebilecek bir zemini kalmıyor.

Tarihin Tozlu Raflarına Doğru

“Bölgesel yönetim”, “Barzani bölgesi” ya da “Kürdistan” ifadesiyle anılan idari fanteziler, jeopolitik gerçekliğin sert duvarına çarpmak üzere. Bölge aktörlerinin ortak iradesi ve Bağdat’ın merkezi otoriteyi tesis etme kararlılığı, Irak’ı adım adım tek parça bir devlet yapısına doğru sürüklüyor. Gümrük gelirlerinin Bağdat’a devredilmesi, Peşmerge gücünün merkezi ordu sistemine entegre edilmesi ve enerji kaynaklarının tamamen ulusal petrol şirketi kontrolüne geçmesi, bu tasfiye sürecinin ilk somut adımları olacaktır.

Süreç tamamlandığında, Irak haritasında “özerk adacıklar” değil, tüm topraklarında tek bir bayrağın ve tek bir idarenin hakim olduğu üniter bir Irak kalacak. Yıllardır bölge dengelerini sarsan yapıların ise yakın gelecekte tarih kitaplarında birer dipnot olarak yerini alması kaçınılmaz görünüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim