Göktürk Kadıoğlu

Site İçinde Arama

Evrenin nasıl başladığı ve insanın nasıl ortaya çıktığı, insanlık tarihi boyunca merak edilen en büyük sorulardan biri olmuştur. Modern bilim, bu sorulara fiziksel yasalar çerçevesinde yanıt ararken, Kur’an bu meseleleri hem derin bir metafizik boyutta hem de bazen bilimsel verilere yaklaşan ifadelerle ele alır. Bu bölümde, Kur’an ayetleri ışığında evrenin ve insanın yaratılış aşamalarını, bilimsel verilerle birlikte düşünmeye davet edeceğiz.

Kur’an’da Enbiya Suresi 30. ayette, “Göklerle yer bitişikken Biz onları ayırdık” buyrulur. Bu ifade, modern kozmolojideki Big Bang teorisiyle dikkat çekici bir benzerlik gösterir. Bilim, evrenin çok yoğun ve sıcak bir tekillikten genleşerek ayrıldığını söylerken, ayet bu süreci tek bir cümlede özetler gibidir. [1] Evrenin ilk anlarında oluşan hidrojen ve helyum gibi hafif elementler, milyarlarca yıl içinde yıldızların içinde ağır elementlere dönüşmüştür. Bu dönüşüm, kozmik bir laboratuvar işlevi görerek yaşamın temelini hazırlamıştır.

Aynı ayette devamla, “Her canlıyı sudan yarattık” denir. Bu bilgi de biyolojinin temel gerçeklerinden biriyle birebir örtüşür. Modern bilimsel veriler, dünyadaki tüm yaşam formlarının suya bağlı olarak geliştiğini ortaya koymuştur. Hücrelerin iç ortamı, erken dönem deniz suyuna benzer. Su, biyokimyasal reaksiyonların ana taşıyıcısıdır. [2]

Kur’an, insanın yaratılışına da ayrı bir vurguyla yaklaşır. Secde Suresi 7-9. ayetlerde, insanın topraktan yaratıldığı ve sonradan ona ruh üflendiği aktarılır. Burada dikkat çekici olan, maddi yaratılışla manevi boyutun, yani ruhun, birbirinden farklı aşamalarda ele alınmasıdır. Bu durum, bilimsel olarak izah edilemeyen “İlk bilinç” veya “Canlılığın başlangıcı” gibi kavramlara Kur’an’da ruh vurgusuyla bir karşılık bulunabileceğini düşündürür. [3] Modern nörobilim henüz “bilincin kaynağını” açıklayamamışken, Kur’an bu durumu “Allah’ın ruhundan üflemesi” şeklinde ele alır. İmam Gazali bu konuda, “Ruh, nefsin özüdür ve Rabbani bir sırdır” diyerek ruhun mahiyetinin beşeri idrakin ötesinde olduğunu vurgular. [6]

Kur’an’da insanın yaratılışına dair kullanılan bir diğer ifade de Hicr Suresi 26. ayette görülür: “Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattık.” Bu anlatım, insan bedeninin fiziksel dönüşümüne dair sembolik bir işaret taşıyabilir. Bugün biyokimyasal anlamda düşünüldüğünde, vücudumuzun çoğu yeryüzündeki elementlerle aynıdır. [4] Karbon, oksijen, hidrojen, azot gibi atomlar yıldızların içinde oluşmuş ve sonunda dünyaya dağılmıştır. Bu yönüyle insan, kelimenin tam anlamıyla “yıldız tozu”dur.

Evrenin yaratılışına dair bir başka dikkat çekici ifade ise Naziat Suresi 27-30. ayetlerde yer alır. Burada göğün binasından, yerin yayılmasından ve dağların sabitlenmesinden bahsedilir. Modern kozmoloji de yıldızların ve galaksilerin oluşumu, yer kabuğunun düzeni gibi unsurlarla bu süreci detaylandırır. Kur’an ise bu karmaşık süreci anlamlı, duygusal ve çarpıcı bir şekilde özetler. [5] İmam Maturidi’ye göre bu ayetler, insan aklının yaratılışı idrak edebilmesi için sembollerle ifade edilmiştir; çünkü hakikatin kendisi sonsuzdur ve her seviyeye göre ifade gerekir. [7]

Bölüm boyunca anlatılanlar bize şunu gösteriyor: Kur’an, bilimsel bir kitap değildir ama bilimle asla çelişmez; hatta bazen bilimsel çıkarsamaların önüne geçerek öncül bir bilgi sunar. Ayetlerin dili semboliktir ama hakikate açık kapılar aralar. Bu nedenle yaratılış meselesi, sadece fiziksel bir olgu olarak değil, aynı zamanda ruhsal, zihinsel ve metafiziksel bir sorgulama alanıdır.

Kaynakça

[1] Stephen Hawking, Zamanın Kısa Tarihi

[2] Maurice Bucaille, Tevrat İncil ve Kur’an Işığında Bilim

[3] Caner Taslaman, Yaratılış ve Evrim

[4] NASA, “Human Body and Cosmic Elements”

[5] Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (Hicr ve Naziat Tefsiri)

[6] İmam Gazali, İhya-u Ulumiddin

[7] İmam Maturidi, Te’vilatü’l Kur’an

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim