
Son yıllarda Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı en belirgin sorunlardan biri, artan faiz oranlarıyla birlikte reel sektörün finansmana erişimde zorlanmasıdır. Bu zorluk, birçok firmanın konkordato ilan etmesine kadar varan bir domino etkisi yaratmaktadır. Peki, şirketler neden konkordatoya başvuruyor? Bu durumun kredi faizleriyle nasıl bir ilişkisi var? Gelin, birlikte inceleyelim.
Konkordato Nedir? Ne Zaman Başvurulur?
Konkordato, ödeme güçlüğü çeken ancak toparlanma ihtimali bulunan firmaların borçlarını yeniden yapılandırmak için mahkemeye başvurarak hukuki koruma altına alınmasıdır. Şirket, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını belirli bir takvime yaymak ya da indirimle ödemek ister. Ancak son dönemde konkordato bir yeniden yapılandırma aracı olmaktan çıkıp, firmalar için “zorunlu hayatta kalma seçeneği” haline gelmiştir.
Yüksek Faizler, Finansman Krizi Yaratıyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyonla mücadele kapsamında politika faizlerini agresif şekilde artırması, ticari kredi faizlerine de doğrudan yansımaktadır. 2024-2025 döneminde bazı ticari kredilerin %50’nin üzerinde faizle verildiği gözlemlenmiştir. Bu oranlar, özellikle düşük kârlılıkla çalışan KOBİ’ler için sürdürülemez hale gelmiştir.
Yüksek faizler şu etkileri doğurmaktadır:
• Yeni kredi alma isteğini ve kapasitesini düşürür
• Borçların çevrilmesini imkânsız hale getirir
• Nakit akışı bozulur, yatırım planları ertelenir
• Personel maaşları, kira ve hammadde gibi zorunlu giderler karşılanamaz
Sonuç olarak şirketler ya faaliyetlerini küçültmek zorunda kalmakta ya da konkordatoya sığınmaktadır.
Krediye Ulaşamayan Şirketlerin Zor Seçimi: Konkordato
Finansman kaynaklarına erişimin zorlaşmasıyla birlikte, pek çok firma tahsilatlarını geciktiriyor veya tedarikçilere olan borçlarını ödeyemiyor. Zincirleme etkiyle piyasada “ödememe dalgası” başlıyor. Konkordato, bu şirketler için borçlarını dondurma ve toparlanmak için zaman kazanma yöntemi haline geliyor.
2024 sonunda konkordato ilan eden şirket sayısında dramatik bir artış yaşandı. Özellikle inşaat, tekstil ve gıda sektörlerinde bu artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. Bunun temel nedeni:
• Kredilerin yüksek maliyeti
• Düşen iç talep
• Kur ve enerji maliyetlerinin öngörülemezliği
Ekonomik Sistemde Oluşan Güven Sorunu
Konkordato ilan eden şirketlerin sayısındaki artış, ekonomik sistemde güven sorununa yol açar. Tedarikçiler vadeli satıştan kaçınır, bankalar kredi vermekte daha temkinli olur, yatırımcılar risk algısını artırır. Bu da ekonomide durgunluğun derinleşmesine sebep olur. Kısacası, konkordato sadece bir şirketin değil, tüm sektörlerin sinyali olabilir.
Çözüm Ne Olabilir?
Türkiye ekonomisinin sağlıklı işlemesi için sadece faizle değil, bütüncül bir yapısal dönüşüme ihtiyacı vardır. Bu kapsamda:
• Krediye erişimde kademeli destek mekanizmaları oluşturulmalı
• KOBİ’lere özel düşük faizli üretim kredileri yaygınlaştırılmalı
• Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılması hızlandırılmalı
• Şirketlere konkordato öncesi danışmanlık hizmetleri sunulmalı
• Enflasyonla mücadele para politikası kadar maliye politikalarıyla da desteklenmeli
Son Söz: Konkordato Bir Son Değil, Uyarıdır
Konkordato, yalnızca o firmaya değil; o firmayla çalışan onlarca tedarikçiye, çalışanlara, bankalara ve devlete de zarar verir. Bir şirketin konkordato ilan etmesi, aslında ekonominin belirli bir kesiminin “nefes alamadığına” dair bir işarettir. Bu işareti görmezden gelmek, tüm sistemin tıkanmasına yol açabilir.
Yüksek faiz politikaları bir zorunluluk olabilir, ancak sonuçlarının reel sektörde nasıl bir yangına dönüştüğünü anlamadan çözüm üretmek mümkün değildir. Ekonomide sürdürülebilirlik, sadece rakamlarla değil, üretim zincirinin tüm halkalarının sağlıklı işlemesiyle sağlanır.