Göktürk Kadıoğlu

Site İçinde Arama

Danışmanlık, İşletme Yönetimi, Kurucu, Patron, İşletme Körlüğü, Kurumsallaşma, Stratejik Yönetim, Liderlik, Objektif Bakış, KOBİ Danışmanlığı, Büyüme Stratejileri, Verimlilik

Başarılı Patronun Sitemi, Haklılığı ve Zirvedeki Kör Nokta

Bu cümleyi kuruyorsanız, öncelikle sizi tebrik ederim.

Bu, bir başarısızlık sitemi değil, bir gurur, bir sahiplenme ve bir emeğin ifadesidir. “Bu işi ben kurdum” cümlesi; uykusuz gecelerin, ödenen çeklerin, ilk müşterinin heyecanının, kriz anlarındaki yalnızlığın ve tırnaklarla kazanılan bir başarının özetidir.

Ve bu cümleyi kurmakta sonuna kadar haklısınız.

Hayır, dışarıdan gelen bir danışman, sizin işinizi sizden daha iyi bilemez. Sizin kadar iyi pazarın kokusunu alamaz, ekibinizi sizin kadar tanıyamaz, o ilk makinenin sesindeki ritim bozukluğunu sizin gibi hissedemez.

Peki, madem durum bu, neden başarılı, işini avucunun içi gibi bilen bir patron, dışarıdan bir göze, yani bir danışmana ihtiyaç duysun?

Çünkü bir danışmanın işi, sizin işinizi sizden daha iyi bilmek değil; sizin artık göremediklerinizi görmektir.

Sorununuz “Bilmemek” Değil, “Çok İyi Bilmek”

Başarının getirdiği doğal bir sonuç vardır: “İşletme Körlüğü” (Operasyonel Körlük).

Bir işi kurup büyütürken, hayatta kalmak için belirli alışkanlıklar, süreçler ve “bizim iş yapış şeklimiz” dediğiniz bir kültür geliştirirsiniz. Bu alışkanlıklar sizi başarılı kılmıştır. Ancak zamanla, bu alışkanlıklar o kadar normalleşir ki, onların artık birer “anormallik” veya “verimsizlik” haline geldiğini fark edemezsiniz.

Her gün yanından geçtiğiniz bir duvardaki küçük bir çatlağı bir süre sonra görmemeye başlarsınız. O artık sizin için manzaranın bir parçasıdır. Ta ki dışarıdan gelen bir misafir, “Bu duvardaki çatlak neden bu kadar büyüdü?” diye sorana kadar.

O misafir, danışmandır.

Patronun Sitemi Neden Haklı?

İşletme sahiplerinin danışmanlara mesafeli durmasının çok haklı nedenleri vardır:

  1. “Kitabî” Yaklaşım: Birçok danışman, sahayı ve şirketin ruhunu anlamadan, başka şirketlerde başarılı olmuş “best practice” (en iyi uygulama) şablonlarını size dayatmaya çalışır. Bu, bedene uymayan bir elbiseyi giydirmeye benzer ve her zaman başarısız olur.
  2. Kültürü Anlamamak: Patron haklıdır; her şirketin bir kimyası, “biz” diyen bir ruhu vardır. Bu ruha saygı duymayan, sadece rakamlara ve süreçlere odaklanan bir müdahale, vücudun organ naklini reddetmesi gibi reddedilir.
  3. Kötü Deneyimler: “Bir rapor sundu ve gitti” deneyimi yaşayan patronlar, danışmanlığı pahalı bir teorik egzersiz olarak görür.

Peki Danışmanlık Gerçekte Nedir? (Ve Neden Hayatidir?)

Danışman, işinizi sizden iyi bilen kişi değildir. Danışman, sizin işinize, sizin sahip olmadığınız üç benzersiz perspektiften bakabilen kişidir:

1. Objektif Göz (Duygusal Bağın Olmaması): Sizin için “Ahmet Bey” olan o kıdemli yönetici, danışman için sadece “Satın Alma Sürecindeki Kilit Personel”dir. Sizin “ilk göz ağrımız” dediğiniz o eski ürün, danışman için “kârlılığı düşük ve stok maliyeti yüksek” bir kalemdir. Danışman, duygusal bağlar, siyasi dengeler veya “eskiden beri böyle yapıyoruz” tabuları olmadan, sistemi bir makine gibi analiz eder. Acımasızca dürüsttür.

2. Uzmanlık ve “Benchmark” (Kıyaslama): Siz kendi işinizi mükemmel bilirsiniz. Bu, bir sporcunun kendi vücudunu tanıması gibidir. Ancak danışman, sizin sektörünüzdeki yüzlerce farklı şirketi görmüş bir antrenör gibidir. Dünyanın en iyi sporcusunun bile bir antrenöre ihtiyacı vardır. Neden? Çünkü antrenör, sporcudan daha iyi koştuğu için değil; onun göremediği o milimetrik duruş hatasını dışarıdan gördüğü için oradadır. Danışman, “Sizin ‘çözülemez’ dediğiniz bu sorunu, X firması şu yöntemle çözdü” diyebilen kişidir.

3. “Kötü Polis” Rolü (Değişimin Yürütülmesi): Çoğu zaman patron, neyin yanlış olduğunu bilir. Belirli departmanların birleşmesi, bazı verimsiz süreçlerin değişmesi veya bazı kişilerin görev yerinin değişmesi gerektiğini bilir. Ama bunu yapamaz. Çünkü o, her gün o insanlarla yüz yüze bakan “patron”dur. Değişim, içeride büyük bir dirençle karşılaşır. İşte danışman burada “kötü polis” rolünü üstlenir. “Danışmanın hazırladığı rapora göre, bu değişikliğin yapılması zorunludur” cümlesi, patronun kişisel bir kararı olmaktan çıkar ve objektif bir gereklilik haline gelir. Değişimin sancısını danışman üstlenir.

“İşimi Benden İyi mi Bilecek?”

Hayır, bilmeyecek. Ama sizin kanıksadığınız anormallikleri fark edecek. Sizin “bizim tarzımız bu” dediğiniz verimsizliği sorgulayacak. Sizin “mümkün değil” dediğiniz bir çözümün başka yerde nasıl uygulandığını gösterecek. Ve en önemlisi, sizin zirvedeki yalnızlığınızda, korkularınızı ve cesur hedeflerinizi paylaşabileceğiniz, size sadece duymak istediklerinizi değil, duymanız gerekenleri söyleyecek stratejik bir yol arkadaşı olacak.

Danışmanlık almak, bir başarısızlık veya yetersizlik işareti değildir. Tam tersine, evladınız gibi kurup büyüttüğünüz o şirketi bir sonraki seviyeye taşımak ve onu sizden sonraya da hazırlamak için gereken bir bilgelik ve vizyon işaretidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim